28 Mayıs 2019 - Şeytan ve İyi Tanrı: Ahlaka karşı Etiği savunmalı mıyız? - Enver Utku Batur

28 Mayıs 2019 - Şeytan ve İyi Tanrı: Ahlaka karşı Etiği savunmalı mıyız? - Enver Utku Batur

Felsefe Tarihi içinde ilginç bir bölünme ile karşı karşıyayız. Üstelik bu bölünme ideolojik veya yöntemsel bölünmelerden doğmuş da değil. Bir yandan birtakım filozoflar ahlak ve etik arasında temel bir ayrım yaparak bütün pratik felsefelerini buna dayandırırken, diğer yandan birçok başka filozof bu ayrımı tümden yok sayarak bu iki kelimeyi birbirinin yerine kullanmaya devam etmekte. Ayrımı koruyan filozoflara baktığımız zaman da, tekil ve birbirini destekleyen evrensel bir ayrım yerine, filozofların kendi pratik felsefe teorilerini kurgularken ortaya koydukları araçsal bir kavramsallaştırma görüyoruz. Haliyle, bu ayrımı gözeten filozoflar, ayrımın kendi içinde bile pratik bir gaye taşıyıp bunlardan birini diğerine tercih etmemiz gerektiğini savunuyorlar. Bu durumda, öncelikle farklı filozoflarda farklı şekillerde yapılan bu ayrımın felsefe tarihi içerisindeki örnekleri hızlıca inceleyip, bunlardan tutarlı ve genelleştirilebilir bir etik-ahlak ayrımı türetip türetemeyeceğimizi incelememiz gerekiyor. Bu da, ayrımın kendisi hâlihazırda pratik gayelerle kurulduğu için, birçok açıdan birbirine zıt olarak konumlanan etik ve ahlakın birbirlerine karşı sunduğu argümanları inceleyip, hangisini savunmamız gerektiğine de karar vermemizi gerektiriyor. Tekrar bunun için felsefe tarihine baktığımızda da, hem ahlak teorileri için hem de etik teorileri için sunulan Meta-Etik ve Meta-Ahlaki eleştiriler olduğunu görüyoruz. Ahlakın alanında, temel olarak üç eleştiriden söz edebiliriz: Bu eleştiriler kaynaklarını ve en güçlü şekilde görüldüğü filozoflar üzerinden okuyarak Hume, Nietzsche ve Thrasymakhos’un kendi ahlak eleştirileri üzerinden karakterize etmek en anlaşılır ve güvenilir yol olacaktır. Etik için ise, Görecelilik-Problemi ve Öteki-Problemi olarak kavramsallaştırılabilen iki büyük sorunu incelememiz gerekir. Tüm bunları bir sonuca bağlamak için de, her iki yaklaşımın problemlerini de ele aldıktan sonra Ahlakın ve Etiğin bu eleştirilere ne ölçüde cevap verebildiğini değerlendirip birini ötekine karşı seçip seçemeyeceğimiz sorusuna geri dönmeliyiz.