26 Mart 2019 - Optima contra Maxima: Faydacı Olmayan Sonuççuluk Üzerine Bir Tez - Beşir Özgür Nayır

26 Mart 2019 - Optima contra Maxima: Faydacı Olmayan Sonuççuluk Üzerine Bir Tez - Beşir Özgür Nayır

Faydacı (utilitarian) olmayan bir sonuççuluk mümkün müdür? Mümkünse, koşulları nelerdir?

Ahlak felsefesi tarihinde henüz pek de popüler olamamış, ancak çağdaş felsefeciler tarafından tartışılmakta olan bir teoriyi sizlerle paylaşmak istiyorum: Kural-Sonuççuluk. Kural-Sonuççuluk on dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda örnekleri olan ve bilhassa yirminci yüzyılın ikinci yarısında ismi konmuş bir çalışma alanıdır. Temel aldığı ‘kural odaklılık’, Eylem-Sonuççuluğa (act-consequentialism) bir eleştiri olarak ortaya çıkmıştır. Kural-Sonuççuluğa göre bir eylemin ahlaki olarak kabul edilebilir olması eyleyicinin mensup olduğu topluma veya bütün insanlığa uygun olarak belirlenmiş ve genelin refahını gözeten ahlak kuralına/kurallarına uygun olmasını gerektirir. Buna göre, tekil eylemlerin tekil fayda veya zararlarından ziyade o eylemin karakteristiği bakımından bahsi geçen ahlak kurallarıyla çelişip çelişmediğine bakılır. Kural-odaklılığın ana fikri kabaca budur. Bu düşüncenin beraberinde fazla sayıda problem ortaya çıkmaktadır. Zaten yirminci yüzyılın ikinci yarısında Kural-Sonuççuluğa bir şekilde değinmiş olan bütün felsefeciler bu problemler üzerinden argümanlar üretmişlerdir. Benim projem ise -bütün bu tartışmaların yanında- ahlak felsefesinin yapı taşlarından biri olan ‘sonuç’ kavramını geliştirmek ve halihazırda tartışılmakta olan Kural-Sonuççuluğun temel argümanlarını güçlendirmektir. Bu proje kapsamında, özet metnimin başında sorduğum soruyu tekrarlıyorum: Faydacı olmayan bir sonuççuluk mümkün müdür? Başka bir deyişle, bir eylemi ahlaki olarak yargılarken sonuç odaklı bir değerlendirme yapmak ve bu sonuç odaklılığı fayda-zarar ikiliğinin dışında düşünmek mümkün müdür? Bu soruyu yanıtlamak için ‘iyi sonuç, genel faydayı maksimum düzeye getiren sonuçtur’ denklemini bozmak gerektiğini düşünüyorum. Bu denklemi yeniden kurmak için ihtiyacımız olan teorik zemini de Kural-Sonuççuluğun sağladığını düşünüyorum. Kural-Sonuççuluk temelinde şekillenen ve faydacı olmayan bir sonuç algısının (1) Kural-Sonuççuluğu güçlendireceğini ve (2) genel itibariyle sonuççu etik yaklaşımları total-fayda-odaklılığın getirdiği problemlerden arındırabileceğini iddia ediyorum.